Bilgi MerkeziEkonomiGündem

Prof.Dr. Selva Demiralp enflasyonla ilgili yanlış bilenen dört konuyu BBC Türkçe’ye değerlendirdi

Koç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp enflasyonla ilgili yanlış bilinen dört konuyu BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

Koç Üniversitesi öğretim üyesi ve aynı zamanda sosyal medya en çok takip edilen ekonomistlerden olan Prof. Dr. Selva Demiralp Türkiye’de enflasyonla ilgili yanlış bilenen dört konuyu BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

TÜİK’in nisan ayı enflasyon verilerini açıklamasının ardından yüzde 70‘lere dayanan yıllık enflasyon oranı ile birlikte 1999 yılındaki seviyelere geri dönüldüğü belirten Prof. Dr. Selva Demiralp, ‘’Merkez Bankası bağımsızlığı ve kredibilitesi yolunda büyük bedel ödeyerek elde ettiğimiz kazanımları da maalesef geride bıraktık.’’ dedi.

Diğer yandan Prof. Dr. Selva Demiralp ülke yaşanan yüksek enflasyon sonrası yediden yetmişe herkesin merak ettiği ekonomik terimleriyle ilgili çok fazla bilgi kirliliği olmasından dolayı yanlış bilinen dört konuyu BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

 

Doğru bilinen yanlışlar 1 ‘’ Enflasyonun sebebi global arz şoklarından kaynaklanıyor’’

Demiralp, ilk olarak başta hükümet yetkilileri olmak üzere herkesin enflasyonun temek nedeni olarak belirtti global arz konusuna açıklık getirdi. Arz şoku, talebin artmasından değil üretim maliyetlerinin artmasından kaynaklanan enflasyonist baskıya verilen teknik isimdir.

Doğal olarak bu problemler tüm dünyada enflasyonist baskıları artırdı. Ancak buradan yola çıkıp Türkiye’de yaşanan enflasyon, tamamen dünyada yaşanan küresel problemlerin bir yansımasıdır sonucu çıkarılamaz.

Bize en yakın enflasyon, yüzde 16 ile savaşın bizzat yaşandığı ve yaptırımlara tabi olan Rusya’da görülüyor. Onlarla bile aramızda (Mart itibari ile) manşet rakamlar üzerinden 40 puan üzerinde bir fark var. Elbette küresel bir enflasyon var. Ancak salt küresel faktörlerden kaynaklanan etkiler, yaşadığımız enflasyonun oldukça sınırlı bir miktarına tekabül ediyor.

Doğru bilinen yanlışlar 2 ‘’Arz enflasyonuna karşı Merkez Bankası bir şey yapamaz’’

Merkez Bankalarının para politikasını kullanarak borçlanma maliyetlerini artırmak suretiyle talep üzerindeki baskıyı azaltarak enflasyonu düşürdüklerini belirten Demiralp ancak bunun tedarik zincirindeki sıkıntıları çözmeyeceğinin altını çizerek eğer arz faktörlerinin geçici olduğuna inanılıyorsa Merkez Bankası’nın bunu piyasalara iyi anlatıp hiç müdahale etmemesi uygundur dedi.

Ancak Türkiye’de yaşanan arz enflasyonun en önemli sebeplerinden bir tanesi TL’deki değer kaybının getirdiği geçişkenlik etkisinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Selva Demiralp söz konusu olan arz şoku dışarıdan gelen ve para politikasının kontrolü dışında olan bir etmen değil. Bilakis, TCMB’nin faizleri enflasyonun altında seviyelere çekmesinden kaynaklanan bir politika hatasının sonucu. İşte bu sebeple söz konusu hatayı düzeltmek de bizzat Merkez Bankası’nın görev alanına giriyor değerlendirmesinde bulundu.

Doğru bilinen yanlışlar 3 ‘’Enflasyon kendi kendine düşer’’

Enflasyonun kendi kendine düşmesinin ancak geçici ve istisnai arz şoku durumunda olabileceğini söyleyen Demiralp yaşadığımız enflasyon bir yandan arz, bir yandan talep faktörleri ile besleniyor. Küresel arz enflasyonu, TL’deki değer kaybı ile daha da güçlü bir arz enflasyonuna dönüşüyor. Bunların üzerine bir de beklenti etkisi ekleniyor. Merkez Bankası’nın beklentileri çıpalayamadığı bir ortamda enflasyon beklentisi gerçekleşen enflasyonla şekilleniyor. Bu da kendi kendine düşmek şöyle dursun kendi kendini besleyen bir enflasyon yaratıyor. Yani enflasyon kendi kendine düşmez. Kararlı, başarılı ve güven veren para politikası ile düşer.

Doğru bilinen yanlışlar 4 ‘’Enflasyon faiz indirerek düşer’’

Bu konu hakkında daha önce birçok kez açıklamalarda bulunduğunu belirten Demiralp, faiz indirimleri hem talebi artırarak hem de TL’yi zayıflatıp üretim maliyetlerini artırarak enflasyonu besliyor. İktisat bilimi için bunlar yeni değil. Ancak atılan hatalı adımlar o kadar keskin sonuçlar doğurdu ki bu bilimsel çıkarımı artık çıplak gözle de net bir şekilde görebiliyoruz. Eylül 2021 sonrası faizlerdeki 500 puan düşüşe karşılık enflasyonun 50 puan yükselmesi önemli bir bilimsel sonucu en çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor dedi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu